8. Hukuk Dairesi Esas No: 2012/301 Karar No: 2012/6331 Karar Tarihi: 26.06.2012
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2012/301 Esas 2012/6331 Karar Sayılı İlamı
Özet:
Davacı, mezarlık niteliğindeki tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Ancak dava, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesindeki 10 yıllık süre ile Geçici 4/3. maddesindeki bir yıllık süreler geçirildikten sonra açıldığı için hak düşürücü sürelerin geçmesi nedeniyle reddedilmesi gerekmektedir. Ayrıca, tapuda kayıtlı taşınmazların zilyetlik yoluyla kazanılması mümkün değildir ve mülkiyet hakkı için tespit sonrasındaki zilyetlik süresi dikkate alınmaz. Bu nedenle, davanın tamamen reddedilmesi gerekmektedir. Göz ardı edilen bu hususlar, davalıların temyiz itirazlarının kabul edilmesiyle sonuçlanmıştır. Kararda, 2644 sayılı Tapu Kanununun 24. maddesi ile 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesi ve Geçici 4/3. maddesi de detaylı bir şekilde açıklanmıştır.
8. Hukuk Dairesi 2012/301 E. , 2012/6331 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... ile Hazine, ... ve ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne dair .... Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 27.09.2011 gün ve 76/36 sayılı hükmün Yargıtay"ca incelenmesi davalı Hazine vekili ve davalı ... vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... vekili, dava konusu 262 parsel sayılı taşınmazın, 60 yılı aşkın süreden beri vekil edeni ve miras bırakanlarının zilyet ve tasarruflarında bulunduğunu ileri sürerek mezarlık niteliğindeki tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalılar Hazine, Sincan ve ... vekilleri, ayrı ayrı sundukları dilekçelerde, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 262 parselin krokide B harfiyle gösterilen 3905,95 m2"lik kısmının tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm davalılardan Hazine ve ... vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir. Toplanan delillere ve dosya içeriğine göre; dava konusu 262 parsel “mezarlık arsası” niteliğiyle, 6592 m2 olarak, 09.03.1954 tarihinde tapulama yoluyla Türkobası Köyü Manevi Şahsiyeti adına tescil edilmiştir. Söz konusu köy Ankara Büyükşehir Belediyesi sınırları kapsamında kalmaktadır. Yerel bilirkişi ve davacı tanıkları beyanlarında, çekişme konusu taşınmazın çok eskiden mezarlık olduğunun söylendiğini, ancak kendilerini bildiği tarihten beri hiç kimse tarafından mezarlık olarak kullanılmadığını, önceleri davacının dedesi ve babası, ölümleri ile de yapılan taksimle kalan davacı tarafından hububat ekmek suretiyle zilyet olduğunu bildirmişlerdir. Teknik bilirkişi Latif Çinibulak, krokide davacının tasarrufunda bulunan bölümün 262 parselin B harfiyle gösterilen alan olduğunu göstererek, krokiye işaretlemiştir. 2644 sayılı Tapu Kanununun 24. maddesi hükmüne göre; köylerde bulunan metruk ve kimsesiz mezarlıkların köy tüzel kişiliği adına tescil olunacağı belirtilmiştir. Anılan hüküm karşısında metruk bir mezarlığın koşulları mevcut olduğu taktirde eski eser niteliğinde değilse kamu malı olmaktan çıktığından zilyetlikle kazanılması mümkündür. Yargıtay’ın ve Dairenin yerleşmiş uygulamaları da bu yöndedir. Ne var ki, az yukarıda da açıklandığı gibi 262 parsel tapulama yoluyla 09.03.1954 tarihinde tapu siciline tescil edilmiştir. Görülmekte olan dava ise, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesindeki 10 yıllık süre ile Geçici 4/3. maddesindeki bir yıllık süreler geçirildikten sonra 25.03.2009 tarihinde açılmıştır. Anılan kanun maddelerinde öngörülen süreler hak düşürücü süre olup, mahkeme hakimi tarafından resen gözönünde bulundurulur ve tüm itiraz ve defilerden önce ele alınır. Hak düşürücü sürenin geçmiş olması işin esasının incelenmesini önler. Mahkemece, tespit öncesi neden için davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, bu hususun gözardı edilmesi doğru olmamıştır. Tespit sonrası zilyetlik nedenine gelince; tapuda kayıtlı taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin mülkiyetin kazanılması bakımından herhangi bir hukuki değeri yoktur. Tapulu taşınmazların zilyetlik yoluyla kazanılması mümkün olmadığından, uyuşmazlık konusu taşınmazın tapuya kaydedildiği tarihten, dava tarihine kadar geçen zilyetlik ve tasarruf davacı lehine mülkiyet hakkı bahşetmeyeceğinden, davanın tamamen reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır. Davalılar Hazine ve ... vekillerinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görüldüğünden kabulü ile yerel mahkemenin kabule ilişkin hüküm bölümünün 6100 sayılı HMK. nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK. nun 388/4 (HMK. m. 297/ç) ve HUMK.nun 440/1 maddeleri gereğince, Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 594,00 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden Belediye Başkanlığına iadesine 26.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.